CIO Röportaj ve GörüşlerMANŞET

Fintech’ler yurtdışında popüler SuperApp’leri Türkiye’de oluşturabilir, potansiyel var!

Özellikle Asya ve yurtdışı marketlerde SuperApp olarak isimlendirilen, mesajlaşmadan alışverişe, ödemelerden finansal işlemlere kadar birçok farklı hizmeti bir arada sunan mobil uygulamaların popülerliğine dikkat çeken HSBC CIO’su Işıl Funda Öney Babacan, “Fintech’ler, açık bankacılık girişimleri ile bu ve benzer yönlerde yeni ürünler, yeni SuperApp müşteri çözümleri oluşturabilir. Türkiye’de bu alanda bir potansiyele sahip” dedi.

“Kadın olarak her zaman kendi özüme güvendim; çünkü değerlerim arasında özgürlük, ayaklarının üstünde durabilmek, üretmek ve hep öğrenimde kalma merakımı canlı tutmak vardı” diyerek, profesyonel hayattaki başarısını sözleriyle destekleyen HSBC CIO’su Işıl Funda Öney Babacan, kariyerini kendi yetkinlikleri yanında eşinin eşitlikçi bakış açısına borçlu olduğunu vurguluyor. 

Desteklendiği sürece, kadınların ve erkeklerin benzer işler yapabileceğine inandığını ifade eden Babacan, ile Dünya Kadınlar Günü özelinde, profesyonel hayatta kadının yerini konuşurken, aynı zamanda HSBC’deki projelerini de dinleme fırsatı bulduk…

Funda Hanım, 5 yılı aşkın süredir HSBC Bank’tasınız. O günden bu yana ekibinizle birlikte IT süreçlerinde neleri değiştirdiniz? Özellikle pandemi sürecinde iş süreçlerindeki dönüşümü merak ediyoruz. Dijital dönüşüme zaten çok öncesinde adapte olan bir sektörde olmanıza rağmen, pandemi bazı süreçlerinizi ve alışkanlıklarınızı değiştirmenize neden oldu mu, anlatır mısınız? –

Benim HSBC’ye CIO olarak gelişimin nedeni, bankamızın stratejisinde dönüşümün mihenk taşı olan IT alt yapısının dönüşümünü IT’nin başında yönetmemdi. Bu programın içinde teknoloji tarafında ana bankacılık siteminin açık sistemlere geçişi, veri merkezlerinin yeniden dizayn edilerek optimum ve tam kapasite yedekli çalışmasının sağlanması ve birincil merkezin gerçekten veri merkezi olarak dizayn edilip çalıştırılan bir ortama taşınması vardı. Bu programı 1,5 yıl içerisinde 2018’de, hayata geçirdik. Program oldukça kapsamlıydı; uygulama tarafında ana bankacılık sistemi, internet bankacılığı, mobil bankacılık, debit kart, ATM uygulaması, tüm verilerin ortak bir veri ambarında birleştirilmesi, manuel iş akışlarının süreç uygulaması üzerine aktarılması, hazine front ofis uygulamasının hayata geçirilmesi vardı. Bu program ardından sahip olduğumuz en önemli yetkinlik de süreklilik çerçevesinde her yıl bir hafta tüm servislerimizi ikincil veri merkezimizden çalıştırabilmemizdir.  

Güvenlik ve sürdürülebilirlik her geçen gün daha da önem kazanıyor; çünkü tüm dünya teknolojinin sayesinde birbirine bağlanırken, müşteriler olarak bizlerin de kesintiye tahammülü sıfırlanıyor. Bu kapsamda globalden yönetilen siber güvenlik olgunluk derecesinin artırılmasına yönelik programın ilkini tamamladık ve birçok alanda regülasyonun beklentilerini de karşılamak amacıyla grupta ilkleri uygulayan ülke olduğumuzu da gururla söyleyebilirim. Özellikle 2020-21 yılları diğer bankalarda olduğu gibi BDDK ve KVKK regülasyonlarının gerekliliklerini yerine getirebilmek için alt yapımızı güçlendirdik. Çünkü müşterimizin bilgilerini güvenli olarak korumak ve kurallara uygun saklamamız gerekiyor. Biliyoruz ki, müşterilerimiz kendi yararına olduğuna ve regülasyonların kendisini koruduğuna inandığında bilgileri daha güvenle paylaşacak ve yine sonucunda kişiselleştirilmiş bankacılık hizmetinden faydalanabileceği daha etkin bir ortama kavuşacak.

HSBC olarak, pandemi öncesi, uzaktan çalışma kültürünü iş süreçleri ve teknolojik altyapımıza entegre ettiğimiz için Mart ayında evden çalışma ortamına geçmemiz ve çalışan sağlığını en öncelikli konu olarak ele alabilmemiz kolay oldu. Müşterilerimizin hizmetlerinde kesinti olmaması adına yeni fonksiyonları hızlıca dijital platformlarımıza ekledik. Bunların arasında, mobil bankacılıktan gümüş alımı, swift gönderimi, kredi tahsisi gibi hem bireysel alanda, hem de kurumsal internet üzerinde ticaret finansmanı fonksiyonu gibi önemli geliştirimler yer alıyor.

Son yıllarda öncelikli amaçlarımızdan biri de müşterilerimizin mobilden tüm işlemleri yapabilmesi. Artık teknoloji ve tüketici dinamikleri yeni platformlar aracılığıyla hizmeti müşterinin bulunduğu yere taşımayı zorunlu kılıyor. Bu kapsamda yeni trader platformalarıyla (Forex, Ideal, Matrix) entegrasyon sağladık. Bireysel ve kurumsal müşterilerimiz için doküman onayı/talimatların mobil ve internet bankacılığı kullanılarak yapılmasını, bireysel müşterilerimizdeki öncelikli grubumuz premier ve advanced grubumuzun varlığını daha iyi yönetebilmesi için yatırım ürünlerinin zenginleştirilmesini ve ‘digital onboarding’ yani şubeye uğramadan müşteri edinimi projelerini hayata geçirdik.

Bankalar hızla finansal hizmet sağlayan teknoloji şirketleri haline dönüşüyorlar. Bu dönüşüme ayak uydurabilmek için teknoloji tarafında Dev-Ops çalışma biçiminin Agile Framework ile birlikte kurgulanması gerekiyor. Dışarıdaki bu hızlı değişime ayak uydurabilmek adına “Çabuk test et-hızlı öğren” mottosu ile Agile prensiplere de uzanıyoruz. HSBC’de global olarak 4 yıl önce başlayan bu dönüşüme 2021 başında biz de dahil olduk. Kültürel dönüşüm bu sürecin en önemli unsurlarından biri ve bu dönüşümü de pandemi içinde uzaktan çalışırken başlattık. Ürün bazlı takımların içinde “iş birimi, HSBC IT ve çalışılan vendor temsilcilerinin/yazılımcılarının” olduğu bir çalışma modelinde ilerledik, 2021 yılında yazılım geliştirme ekiplerimizin %65’i dönüşümden geçti ve geri kalanı da bu yıl tamamlanacak. 

Bankacılık sektöründen devam etmeden önce Mart ayının da anlamına istinaden kadınların iş hayatındaki yerine dair de bir şeyler sormak isterim. Özgeçmişinize baktığımda mühendislik fakültesine 90’lı yıllarda girdiğinizi görüyorum. Özellikle o dönem için kız çocuklarının mühendislik fakültelerine yönelmesi ya da yönlendirilmesi çok geçerli bir durum değildi. Sizi bu anlamda yönlendiren ne oldu? O dönemle kıyasladığınızda günümüzde hala cinsiyet tabanlı mesleki kodlamalara maruz kalındığını düşünüyor musunuz, gelinen noktayı değerlendirir misiniz?  

Öncelikle Fen ve Matematik derslerine meraklı biri olduğum için meslek seçimim için araştırma yaptığımda o zamanın yükselen trendlerinden “bilgisayar mühendisliği” ve “endüstri mühendisliği” ilgimi çekmişti. Babam da matematik öğretmeniydi ve vizyoner biriydi, geleceği okuyabiliyordu ve beni de bilgisayar mühendisliğine yönlendiriyordu. O yüzden ben mühendislik kızlara göre değildir diye hiç düşünmemiştim. 

Kadın olarak her zaman kendi özüme güvendim; çünkü değerlerim arasında özgürlük, ayaklarının üstünde durabilmek, üretmek ve hep öğrenimde kalma merakımı canlı tutmak vardı. Teknoloji alanı da bu açıdan yaratıcılık, hayal etme, tasarlama ve yeniden yeniden şekle büründürüp bir fayda sağlama konusunda çok iyi bir araç oldu. Dünya üzerinde cinsiyet tabanlı mesleki kodlamalar var ve olmaya devam ediyor. Çünkü kültürde tüm kullanılan dilin değişmesi, televizyondaki reklamlardan dizilere rollerin ve mesleklerin sürekli kalıplaşmış olarak verilmesi mutlaka kız çocuklarını da etkiliyor ve aynı zamanda ne yazık ki erkek çocuklarını da etkiliyor. Bu nedenle biz teknolojide çalışan kadınlar olarak kız çocuklarına sürekli rol model olmalıyız.

Tekrar bankacılık sektörüne dönecek olursak; yeni nesil teknolojiler noktasında HSBC nerede, Türkiye’nin geldiği noktayı nasıl buluyorsunuz?

Dünyaya baktığımızda son araştırmalara göre API Management pazarının 2023 yılına kadar 5 milyar dolar değerine ulaşması bekleniyor. Açık bankacılık, bankaları daha şeffaf hale getirecek. Tüm e-ticaret işlemlerinin yaklaşık %52’si dijital cüzdan üzerinden gerçekleştirilecek. 2024 yılına kadar siber güvenliğin öneminin artması, Fintech’ler aracılığıyla bankacılığın bir platform olarak yükselişi, küresel bulut harcamalarında %11’lik büyüme, 2025 yılına kadar 16,2 milyar dolara ulaşan küresel dijital bankacılık, yüz tanıma, ses biyometrisinin hijyen faktörleri haline gelmesi. Bütün bu dönüşümün içinde HSBC olarak amacımız daha güvenli, daha basit ve kişiselleştirilmiş hizmetler sunarak müşterilerimizin hayallerini gerçekleştirmeleri için onları desteklemek. Elimizde teknik tüm malzemeler var. Ayrıca bunların regülasyon zemini de tüm dünyada ve Türkiye’de son zamanlarda hızla etkinleşiyor. 

Büyük veriyi etkin kullanabilmek ve çeviklik kazanabilmek için bulut teknolojiler, hem HSBC global hem Türkiye stratejilerimizde öncelikli odak noktamızdan biri. Büyük boyuttaki veriye erişim ve analizlerle değer katılması, operasyonel etkinliğin artırılması, dolandırıcılığın önlenmesi, siber güvenliğin sağlanması, gelir getirmeyen varlıkların elenmesi, çalışan ve müşteri etkinliğinin geliştirilmesi, doğrulama süreçlerinin kolaylaşması, kredi takibi ve müşteriyi elde tutma gibi konularda temelden değişimlere neden olacaktır.

Globalde tüm bulut sağlayıcılarla “Google, Amazon, Microsoft Azure ve Ali Baba ile anlaşmalarımız var. Global olarak risk, fraud, siber güvenlik ve şüpheli işlemlerde makine öğrenimi kullanıyoruz. BDDK’nın finansa özel yerel clouda izin vermesiyle birlikte tüm bankacılık sektörü olarak bu alandaki yatırımların bir an evvel hayata geçirilmesini bekliyoruz. Bunun yanında özellikle bulut altyapılarının gelişmesiyle gündemde yer alan buluta uyumlu mikroservis dönüşümü hem HSBC Türkiye olarak bizim hem de HSBC globalin takip ettiği, stratejik öncelik verdiği diğer bir güncel teknoloji konusu.

Blockchain konusuyla da oldukça ilgiliyiz, özellikle uluslararası ticaret işlemlerinde veya tarihçeye ihtiyaç duyan kredi-risk gibi süreçlerin takibinde kullanım alanları yaratabileceğimizi düşünüyoruz. HSBC’nin globalde içerisinde yer aldığı dış ticaret çözümleri var ve biz de odağımızı bu fırsatlara çevirdik. 

Sektörün yönünü değiştirecek önemli konulardan biri Fintech’ler ve açık bankacılık. Fintech ve açık bankacılık bankalar için bir tehdit mi yoksa yenilik mi sizce?

Öncelikle Fintech’lerin inovatif çözümlerinin banka müşterileri tarafından kullanılıyor olmasının müşteri deneyimini ve memnuniyetini yükselteceği görüşündeyim. Özellikle şirketlerin finansal veriye hızlı ve anlık erişimi ve kendi sistemlerine entegrasyonu ile nakit yönetimlerinin kolaylaşacağını ve finansal kararlarını daha etkin bir şekilde uygulayabileceklerini öngörüyorum. Bunun yanında söz konusu inovatif çözümler şirketlerin operasyonel maliyetlerini azaltacak, dijital platformlarda daha iyi hizmet sağlayıp hacim ve gelir potansiyeli yaratacaktır. Bankalar için de inovasyonun dışarı açılması ile hem maliyet optimizasyonu hem de yeni müşteri edinimi süreçleri desteklenecektir. Bireylerin de gündelik hayatlarında transferler, ödemeler, alışveriş, yatırım gibi finansal aktiviteleri daha güvenli, hızlı ve kolay yapabilme imkanları artacaktır. Sonuç olarak, hem finans sektörü hem de reel sektör açısından verimliliğin arttığı, ürün çeşitliliğinin oluştuğu, kaynakların daha etkin kullanıldığı şeffaf, güçlü ve dinamik bir finansal sistemle ekonomiye de daha yüksek katma değer yaratılacaktır. Bu durum da müşterilerimizin en etkin çözüme daha kolay ulaşmasını sağlayacaktır. 

Özellikle Asya ve yurtdışı marketlerde SuperApp olarak isimlendirilen mesajlaşmadan alışverişe, ödemelerden finansal işlemlere kadar birçok farklı hizmeti bir arada sunan mobil uygulamalar oldukça popüler. Fintech’ler, açık bankacılık girişimleri ile bu ve benzer yönlerde yeni ürünler, yeni SuperApp müşteri çözümleri oluşturabilir. Türkiye’de bu alanda bir potansiyele sahip.

Dünya da ayrıca “GAFA Bank” olarak adlandırılan oluşumlar var. Google, Apple, Facebook, Amazon (GAFA) gibi büyük teknoloji şirketleri bankacılık ve ödeme işlerine giriyorlar. Bu oluşum da ileride bankacılık anlayışının değişmesine neden olacaktır. Hatta bu yeni oluşumlar Fintech kavramı yanında, “TechFin” kavramının gelişmesine yol açacağı bir dünyaya ilerliyor olabiliriz. Her zaman olduğu gibi birlikte bu heyecanlı, geliştirici ve büyütücü yolculuğun bir parçası olacağız. 

 Son olarak; bu yılki hedeflerinizi ve önemli projelerinizi de kısaca dinlemek isteriz. 

Şu anda dönüşümün hızlandığı 3-5 yıl içerisinde de kendimizi bugünden çok farklı bir teknolojik dünyada bulacağız. Metaverse kavramı da bunun, yaşanılan evrenin dönüşümü kadar büyük bir dönüşüm olacağını da bizlere çok iyi anlatıyor. 5G gibi teknolojilerle artan yüksek bağlantı hızları ve son yıllarda konuştuğumuz iş dönüştürücü yeni teknolojiler artık daha ulaşılabilir olacak ve hayatın içinde kullanıcı deneyimini geliştirmek için hazır bekliyor. Regülasyonlar da burada alınacak aksiyonları müşteri lehine daha güvenli hale getirecek şekilde çıkıyor, bizlere ilk başta sıkı politikalar ve yatırım alanları olarak gelirken aslında yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. 

Dijitalleşme, mevzuat gereksinimleri, kanal işlevlerinde iyileştirme ve dayanıklılık ana odak alanları olurken, geçen sene toplam proje çalışmalarının %40’ı dijitalleşmeye ayrılmıştır. Biz de Orta Vadeli Teknoloji Stratejimizi, HSBC küresel teknoloji stratejisi vizyonuyla uyumlu 4 ana konu üzerine kurduk; Hız – Pazara sunma süresini iyileştirmek ve rekabette bir adım önde olmak için daha dijital ve yalın hale gelmeyi sağlamak, Ölçek – Hızlı bir şekilde uyum sağlamak ve bulut teknolojileri ile kolayca ölçeklendirmek, Dayanıklılık – Hizmetleri 7/24 kullanılabilir hale getirirken aynı zamanda daha güvenli kılmak, İnsanlar – Çevik dönüşüm yoluyla çalışanlarımıza yatırım yapmaya devam etmek.

Önümüzdeki 1-3 yıl için HSBC IT gündeminde Mikroservis ve Bulut uygulaması, API ve Açık Bankacılık, Test Otomasyonu projeleri ile Blockchain uygulama fırsatları yer alacak.  

Rakamlar

  • HSBC Global Kadın Çalışan Oranı %52 
  • Türkiye Kadın Çalışan Oranı %62
  • HSBC Global IT Kadın Çalışan Oranı %28
  • Türkiye IT Kadın Çalışan Oranı %28.

Kadınlar önderliğindeki girişimlerde yatırımların bileşik yıllık büyüme oranı yüzde 58,9 arttı

Size göre, pek çok konunun daha kritik işlediği bankacılık sektöründe bir kadın profesyonel olmakla, diğer sektörlerde bulunmak arasında ne tür farklar olabilir? Bu konunun size yarattığı avantaj ve dezavantajları nasıl değerlendirirsiniz?

Bankacılık sektörü daima gelişimlerin insan odaklı yaklaşımların öncüsü olmuştur. O yüzden ben cinsiyet ayrımcılığından uzak bir yaklaşımla her zaman kariyer yolculuğumda desteklendiğimi düşünüyorum. 

Tekrar Bankacılık sektörüne rakamlarla dönersek: HSBC Global kadın çalışan oranı %52, Türkiye’de %62, HSBC Global IT kadın çalışan oranı %28, Türkiye’de de IT %28. Ben kadınların ve erkeklerin desteklendiğinde benzer işleri yapabileceğine her zaman inandım. Yayınlanan bir rapora göre; dünya genelinde Fintech kurucularının büyük çoğunluğu erkek. Kadınların ise toplam havuzun sadece yüzde 7’sini oluşturduğunun altı çiziliyor. Bu oranların kadın lehine gelişmesi için kadınların kendisine daha fazla zaman ayırmasına imkan tanınmalı. Bu da önce evde işlere harcanan zamanın ve aslında ortada görülmese de kadının üzerine bırakılmış sorumlulukların yeniden daha iyi planlanmasından geçiyor. 

Diğer bilgiyi de paylaşmış olmak isterim. Bu ay emekçi kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyorum: Raporda son beş yılda, kadınlar önderliğindeki girişimlerde yatırımların bileşik yıllık büyüme oranının yüzde 58,9 arttığı vurgulanırken, erkekler tarafından hayata geçirilen girişimlerde ise artış oranının yüzde 29,1 olduğu belirtiliyor. Yani adım adım olumlu gelişmeler var. Ama ne yazık ki istenen seviyede eşitliğin sağlanması çok uzun zaman alacak. Bu nedenle dünyada HSBC gibi kurumların bu alanda attıkları adımların tüm firmalar tarafından örnek alınması gerekiyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
tr_TRTurkish