COVID-19’la birlikte bu 7 teknoloji patlama yaptı!

COVID-19, geleceği bugüne büyük bir hızla taşıyor. Bulut ve konferans platformları pandemi sürecinin büyük kazananları olsa da yeni sıcak teknoloji alanları, önemli yeni yatırımlar alarak ortaya çıkmaya hazırlanıyor. 

1. Düşük kodlu / kodsuz yazılım geliştirme

Geliştiriciler pazarda yeni uygulamalar için yarıştıkça hız ihtiyacı da büyük önem taşımaya başladı. Yazılımı hızlı bir şekilde oluşturmak için görsel bileşenleri ve sürükle-bırak yapısını kullanan düşük kodlu/kodsuz geliştirme platformları, pandeminin devreye girmesinden önce de hız kazanmıştı. Öyle ki Forrester, düşük kod pazarının büyüyeceğini öngörürken Gartner ise 2024 yılına kadar tüm uygulama geliştirmelerinin %65’i için düşük kodlu araçların kullanılacağını tahmin ediyor.

2. Dijital perakendecilik

Perakende mağazalarının bir süre hizmete kapanması milyonlarca insanı, daha önce siber alanda satın almadığı ürünler için çevrimiçi satıcılara yönlendirdi. Forrester’a göre Nisan ayında küresel ölçekte %21’lik bir kesim çevrimiçi olarak ilk kez yiyecek satın alırken %41’i ise çevrimiçi ortamda daha fazla ürün satın alma eğilimi gösterdi. E-ticaret siteleri %119 artış göstererek perakendecilerin üçte biri pandemiye yanıt olarak önemli ölçüde yeni dijital/e-ticaret yetenekleri kurdu. Bu, perakendecilerin hem sanal hem de fiziksel unsurları birleştiren karma bir geleceğe hazırlandığı anlamına geliyor. 

COVID-19’un, temassız alışverişteki yenilikleri hızlandırması da muhtemeldir. Bu teknoloji bir süredir var olmakla birlikte salgın, teknolojinin yaygın olarak benimsenmesini de sağlayacak. Burada dijital ödemeleri kullanmak gibi gelecekte olması beklenen şeylerin hızlandığını görmek de mümkün. Çevrimiçi perakendeciler, sohbet ve canlı mesajlaşma platformlarıyla uzaktan müşteri yardımı ve ürün tanıtımları sunmayı da hedefliyor. 

3. Chatbotlar ve robotlar

Chatbotlar ve diğer bilgilendirme benzeri hizmetler, pandemi nedeniyle oluşan çağrı merkezlerindeki boşluğu büyük bir başarı ile üstleniyor.  Research and Markets Ltd., küresel chatbot pazarının 2024 yılına kadar yıllık yaklaşık %30 büyüyerek 9,4 milyar dolara ulaşmasını bekliyor. Şu anda çoğunlukla sık sorulan sorulara hızlı yanıtlar vermek için kullanılan chatbot teknolojisinin yeni alanlara genişlemesi bekleniyor.

Postpandemik dünyada chatbotların, hastaların bir doktor veya hizmet bulması, randevuları planlaması, triyaj yapması, prosedürleri hazırlanması ve taburcu sonrası talimatları takip etmeye yardımcı olması bakımından, etkileşimli sağlık hizmetleri için dijital portallar haline gelmesi muhtemeldir. 

Şirketlerin, depolar ve perakende mağazaları gibi riskli ortamlarda yaşadıkları zorluklar, 39,7 milyar dolarlık pazar payı ile 2025 yılına kadar %25 büyümesi beklenen robotikte yatırım trendini de artıracak. Örneğin binlerce robot satın alan Amazon, aynı zamanda geniş dağıtım ağını beslemek için otonom araçlar ve drone’lar ile de çalışmalar yapıyor. Öyle ki salgın sırasında fiziksel temas olmadan Wuhan’daki hastanelere paketleri teslim etmek için otonom araçlar kullanılmıştı. Robotlar, paketleri teslim etmeden önce alıcıların kimliğini doğrulamak için yüz tanıma teknolojisini kullandılar.

4. Teletıp

Telesağlık(telehealth) veya sağlık hizmetlerinin uzaktan sağlanması, 2025 yılına kadar 130 milyar dolarlık bir pazar haline gelecekti. Pandemi sırasında ise %500’e varan bir artış bildiren bazı çevrimiçi hizmetler ile dijital sağlık hizmetlerinin beklenenden daha da fazla yaygınlaşacağı anlaşılıyor. Öyle ki yazılım şirketleri, bir psikolog ile videoyla sohbet etmeyi sağlayan hizmetlerden uzaktan muayene, hasta geçmişini dijital olarak gösterme ve yazılı işlemler gibi süreçlerin çoğunu otomatik hale getiren ürünler sunmaya başladı.

5. Açık kaynaklı yazılım

Her ne kadar açık kaynak lisansları 30 yıldan fazla bir süredir var olsa da bu adaptasyon COVID-19 sırasında artış eğilimi gösterdi. Kısmen düşük maliyeti sayesinde açık kaynaklı yazılım, daha azıyla daha fazlasını yapmaya izin veriyor. Geliştirme daha hızlı yapılırken finansal olarak yüksek riskler almaya gerek kalmıyor.

6. Sıfır güven politikası

Sıfır güven politikası, kimseye ve hiçbir şeye güvenilemeyeceğini varsayarak geleneksel çevre savunmalarını güçlendiriyor. Milyonlarca insan, BT organizasyonları tarafından bilinmeyen ekipman kullanarak evden iş ağlarına bağlanırken, birçok işletme şu anda siber güvenlik konusunda tedirgin hissediyor. Sıfır güven yaklaşımı, bilinmeyen ziyaretçilere karşı ek bir koruma katmanı sağlıyor ayrıca, olağan güvenlik hassasiyeti olmadan pandemi ile başa çıkmak için üretime sokulan birçok yeni uygulamada kusurlara karşı korunmaya yardımcı oluyor.

7. Yeni nesil veritabanları

Koronavirüs nedeniyle temas izleme gibi uygulamalar, büyük ölçekte çalışabilen yeni veritabanı motorlarına olan talebi artırıyor. İlişkileri takip etmek için çok uygun olan grafik veritabanlarına ilgi ise özellikle yükseliyor. Grafik analitiği pazarının, en azından önümüzdeki iki yıl boyunca her yılda iki katına çıkacağı öngörülüyor. 

Salgın, zaman alıcı özütlere ihtiyaç duymadan üretim verileri üzerinde analitik hesaplamalar yapabilen gerçek zamanlı ve sözde “translitik” veritabanı motorlarına olan talebi de artırıyor. Gerçek zamanlı analitik olmanın önemi artarken, COVID-19 ile ilgili sakatlık ve ölüm istatistikleri hakkında onlarca terabayt veri işlemek için açık kaynaklı bulut veritabanları kullanılıyor.

Kullanılabilirlik ve ölçeklenebilirlik avantajlarına sahip olan bulut bilişim noktasında ise Gartner, 2022 yılına kadar tüm kurumsal veritabanlarının %75’inin bir bulut platformuna dağıtılacağını veya taşınacağını tahmin etmişti. Bulut veri yönetimi firmaları ise artan talebin Mart ayından bu yana benzeri görülmediğini söylüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu