Neden önemli: Bu iddia, alçak yörüngede geniş çaplı risk yaratabilecek bir “alan etkisi” senaryosunu gündeme getiriyor. Böyle bir adım, uzay enkazını artırarak sivil-askeri uydu trafiğini birlikte zorlayabilir.
NATO üyesi iki ülkenin istihbarat raporlarına dayandırılan iddialar, Rusya’nın Starlink uydu ağına karşı alışılmadık bir sistem geliştirdiğini öne sürüyor. Associated Press’in görüştüğü kaynaklara göre konsept, alçak Dünya yörüngesinde tehlikeli bir mikro parçacık bulutu oluşturmayı hedefliyor. Bu iddia, uzayın askerî rekabetin yeni odak alanlarından biri hâline geldiği yönündeki endişeleri yeniden alevlendirdi.
Hedef tek uydu değil, tüm irtifa bandı
İstihbarat değerlendirmelerine göre konsept, geleneksel anti-uydu füzelerinden farklı işliyor. Sistem, tek bir uyduyu imha etmeye odaklanmak yerine geniş bir irtifa bandını uydular için tehlikeli bir bölgeye çevirmeyi amaçlıyor. Bunun için milimetrik boyutlarda, yüksek yoğunluklu yüz binlerce parçacığın uzaya yayılması senaryosu gündemde.
Mikro parçacıkların tespiti zor, etki alanı geniş
Oluşabilecek mikro parçacık bulutunun, belirli bir irtifa bandında seyreden uydular için sürekli çarpma riski yaratabileceği belirtiliyor. Bu tür küçük nesnelerin mevcut izleme sistemleriyle tespitinin zor olması, riski artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Starlink uydularının faaliyet gösterdiği alçak Dünya yörüngesi, konseptin birincil hedefi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar kontrol edilemeyen risklere dikkat çekiyor
Uzmanlar, böyle bir sistemin hem teknik uygulanabilirliği hem de stratejik etkileri açısından ciddi belirsizlikler taşıdığı görüşünde. Yapay bir parçacık bulutunun yalnızca hedeflenen uyduları değil, tüm uzay trafiğini tehdit edebileceği vurgulanıyor. En kötü senaryoda ise zincirleme çarpışmaların artması ve “Kessler Sendromu” olarak bilinen, enkazın katlanarak büyüdüğü bir sürecin tetiklenmesi ihtimali gündeme geliyor.
Zaman çizelgesi belirsiz, endişeler artıyor
İncelenen belgeler, sistemin ne zaman faaliyete geçirileceğine ilişkin net bir zaman çizelgesi sunmuyor. Bir yetkili, geliştirme çalışmalarının sürdüğünü ancak konuşlandırma tarihinin gizli tutulduğunu aktarıyor. Uydu sayısındaki hızlı artış ve uzay enkazındaki yükseliş de, bu tür konseptlerin olası etkilerini daha kritik hâle getiriyor.





