Start-up’lar neden bulutu seçiyor?

Yatırımlarında mümkün olan en yüksek değeri ve yatırım getirisini elde etmek zorunda oldukları için start-up’lar da sadece kullandıkları kadar ödeme yapmalarına olanak tanıyan bulut hizmet modelini tercih ediyor.

Yinal Özkan – AWS Türkiye Ülke Müdürü

Bulut teknolojileri, şirketlerin, özellikle de start-up’ların çalışma biçiminde devrim yaratıyor. Birçok start-up ilk günden bulut altyapısını kullanmayı seçiyor. Artık küresel tabiriyle bulut tabanlı “cloud native” olmayan bir start-up’a rastlamak nadir görülen bir durum…

Akıllı yatırımlar

Yeni kurulan bir şirkette maliyet yönetimi kritik önem taşır. Bu nedenle, yatırımlarında mümkün olan en yüksek değeri ve yatırım getirisini elde etmek zorunda oldukları için start-up’lar da sadece kullandıkları kadar ödeme yapmalarına olanak tanıyan bulut hizmet modelini tercih ediyor. Böylece yüksek maliyetlere katlanmadan BT altyapılarını yönetebiliyorlar.

Ölçeklenebilirlik

Kararlı, azimli ve genişlemeye istekli oldukları için, start-up’ların işletmelerini bulut üzerinde inşa etmeyi ve ölçeklendirmeyi seçmeleri oldukça doğal. Bulut onlara talep doğrultusunda hızla kaynaklarını küçültme ya da büyütme yani ölçeklenebilme olanağı sunuyor. Veri merkezlerine, sunuculara ve hizmet seviyesi anlaşmalarına yatırım yapmak zorunda kalmadan daha hızlı ve esnek tepki verebilir duruma geliyorlar. Örneğin; AWS’nin geniş çapta benimsenen ve dünya genelindeki veri merkezleri aracılığıyla sunduğu 165’in üzerindeki hizmeti kapsayan bulut platformu sayesinde start-up’lar, tek bir tıka küreselleşebiliyor ve genişleme planlarını kolayca hayata geçirebiliyor.

Hız ve çeviklik

Bulut platformları start-up’lara, işletme hızını ve büyümeyi artırırken mevcut BT sistemlerini optimize etme ve operasyonel verimliliği artırma fırsatı sunuyor. Bir fiziksel sunucuyu tedarik etmek haftalar veya aylar sürebilirken, bir bulut sunucusu edinmek sadece birkaç dakika sürüyor. Örneğin AWS, sunduğu çok sayıda servisle start-up’ların daha hızlı ürün geliştirmesini ve ürünlerini süratle pazara sunmasını destekliyor.

Güvenlik

Büyüklüklerinden bağımsız olarak tüm start-up’ların güvenliği birinci öncelik yapması gerekiyor. Oluşabilecek herhangi bir güvenlik ihlali, start-up’ların itibarlarını ve müşteri tabanlarını olumsuz etkileyebiliyor ve hatta bu durum birlikte çalıştıkları daha büyük kurumlara yansıyabiliyor. Start-up’lar, bir tedarik zincirindeki en zayıf halka olmamak için güvenliklerini ilk günden yapılandırması ve olgun bir zemine oturtması gerekiyor.

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu