Neden önemli: Bu açıklama, yapay zeka yarışında “tek bir model her şeyi en iyi yapar” döneminden uzaklaşıldığını ve modellerin farklı güçlü yönlerle konumlandığını gösteriyor. Kullanıcı tarafında ise tercihlerin daha çok “hangi işi hangi araç daha iyi çözüyor” eksenine kaymasına neden olabilir.
Teknoloji dünyasında rekabet çoğu zaman karşılıklı üstünlük iddialarıyla yürürken, Microsoft AI CEO’su Mustafa Süleyman dikkat çeken bir çıkış yaptı. Süleyman, Google’ın yeni Gemini 3 modelinin belirli görevlerde Microsoft’un Copilot’undan daha yetenekli olabildiğini açık şekilde ifade etti. Süleyman, buna rağmen Copilot’un farklı güçlü yanları bulunduğunu ve özellikle günlük iş akışlarını kolaylaştıran pratik bir yardımcı olarak konumlandırıldığını vurguladı.
“Derin anlama” ile “pratik asistan” ayrımı
Süleyman’ın değerlendirmesi, iki şirketin yapay zeka yaklaşımındaki temel farkı da görünür kılıyor. Google’ın Gemini 3 modeli; karmaşık veri türlerini birleştirme, daha derin analiz yapma ve girdileri ayrıntılı biçimde yorumlama gibi alanlarda öne çıkmayı hedefliyor. Microsoft ise Copilot’u daha çok gündelik kullanım senaryolarına odaklı, iş akışına entegre bir asistan olarak konumlandırıyor.
Bu yaklaşımın örneklerinden biri, Copilot’un ekran paylaşımı ve görsel anlama tarafındaki kullanım senaryoları olarak öne çıkıyor. Kullanıcı ekranını paylaştığında Copilot’un içerği gerçek zamanlı yorumlayarak sohbeti bu bağlam üzerinden sürdürebilmesi, Microsoft’un “pratik yardım” hattını güçlendiren bir özellik olarak sunuluyor.
Microsoft’un çizgisi: güvenlik ve kontrol
Süleyman, Microsoft’un yapay zeka geliştirme anlayışını “insan merkezli” bir çerçevede tarif ediyor. Bu yaklaşımda hedef, sistemlerin özerk hareket etmesi değil, insanlara yardım eden ve denetlenebilir kalan bir yapı kurmak. Süleyman’ın vurgusuna göre, bir sistemin öngörülemez davranışlar göstermesi veya kontrol dışına çıkma riski taşıması durumunda şirketin projeyi durdurma yaklaşımı benimsediği belirtiliyor.
Microsoft, Copilot’u Windows’tan ofis uygulamalarına ve tarayıcıya kadar ekosisteme yayarak bu “kontrollü asistan” stratejisini geniş ölçekte yerleştirmeye çalışıyor.
Rekabet kullanıcıya seçenek olarak yansıyor
İki şirketin farklı odaklara sahip olması, kullanıcılar açısından daha belirgin bir “iş bölümü” anlamına geliyor. Derin analiz, araştırma ve karmaşık sentez ihtiyacı olanlar bir tarafa yönelirken; günlük işlerde hızlı ve pratik destek arayanlar diğer taraftan daha fazla fayda görebiliyor. Süleyman’ın bu şeffaf değerlendirmesi, son kullanıcıların ihtiyaçlarına göre daha bilinçli seçim yapmasına yardımcı olabilecek bir işaret olarak görülüyor.





