Yapay zekanın ‘akıllı’ ve ‘güvenli’ olduğu illüzyonu, Hindistan’ın köylerinde bir ekrana hapsolmuş binlerce kadının ruhsal yıkımıyla korunuyor. Bugün yapay zeka araçlarının bize ‘temiz’ yanıtlar vermesinin tek sebebi; Jharkhand’dan Bareilly’ye kadar pek çok kadının her gün saatlerce vahşet, işkence ve pornografik içerikleri tek tek ayıklaması. Sektörün devasa büyümesi, aslında bu kadınların maruz kaldığı travmanın üzerinde yükseliyor.

Hayalet iş gücü: Algoritmaları kim terbiye ediyor?
Yapay zekanın “öğrenme” süreci sanıldığı gibi sadece matematiksel formüllerden ibaret değil. Bir algoritmanın neyin “yasak” olduğunu anlaması için, o yasağın binlerce kez bir insan gözü tarafından onaylanması gerekiyor. İşte Monsumi Murmu gibi “hayalet işçiler”, bu sürecin en kirli kısmını üstleniyor.
Günde 800’e yakın video izleyen bu kadınlar, dijital dünyanın foseptik çukurunu temizliyor. Murmu’nun “İlk birkaç ay uyuyamadım, gözlerimi kapattığımda ekranın yüklenmesini görüyordum,” ifadesi, aslında modern bir emek sömürüsünün en berrak özeti. Teknolojinin zirvesindeki şirketler, düşük maliyet ve yüksek “sabır” kapasitesi nedeniyle bu işleri bilinçli olarak Hindistan’ın marjinalleşmiş, çıkış yolu olmayan topluluklarına, özellikle de kadınlara ihale ediyor.
‘Kutsal görev’ manipülasyonu ve ruhsal yıkım
İçerik moderatörlüğü, bugün dünyanın en tehlikeli meslek gruplarıyla aynı kefeye konuluyor. İşin vahameti o kadar büyük ki, çocuk istismarı görüntülerini sınıflandırmak zorunda kalan Raina Singh gibi işçilere, yöneticileri tarafından bu travmanın ‘kutsal bir görev’ olduğu söylenerek psikolojik baskı kuruluyor.
Bu meşrulaştırma çabası, çalışanların yaşadığı ruhsal çöküşü engellemiyor. Sürekli pornografik içeriklere maruz kalan işçilerde zamanla ciddi bir yabancılaşma ve cinsel hayattan tiksinme belirtileri görülüyor. Yaşanan travma, mesai bittiğinde ekranla birlikte kapanmıyor; Singh’in ifadesiyle, işçiler izledikleri şiddeti evlerine, yatak odalarına ve rüyalarına kadar taşıyor.
Evden çalışmanın karanlık yüzü
Veri etiketleme işi, Hindistan’ın kırsal kesimindeki kadınlara evden çıkmadan gelir elde etme imkanı sunuyor. Ancak bu çalışma modeli, kadınları toplumsal hayattan daha da izole ediyor. Çalışanların imzaladığı katı gizlilik anlaşmaları (NDA), maruz kaldıkları ağır travmayı en yakınlarıyla bile paylaşmalarını engelleyerek onları tamamen yalnız bırakıyor.
Psikolojik desteğin neredeyse hiç olmadığı, iş kanunlarının ruhsal sağlığı bir “hak” olarak tanımadığı bu ekosistemde, kadınlar ya uyuşuyor ya da sistemden tamamen kopuyor. Murmu’nun “Sonunda rahatsız olmuyorsunuz, boşluk hissediyorsunuz” sözü, bu desteksizliğin işçiyi getirdiği noktayı özetliyor. Bu his artık bir savunma mekanizması değil, sistemin bıraktığı kalıcı bir hasar.
Geleceğin bedeli şimdiden ödeniyor
Yapay zekayı daha “güvenli”, daha “etik” ve daha “insani” hale getirmek için yürütülen bu devasa operasyon, aslında binlerce insanın zihnini kirleterek ilerliyor. Küresel teknoloji devleri kâr marjlarını büyütürken, Hindistan’ın kırsal kesimindeki bu kadınlar, yapay zekayı eğitmenin bedelini en ağır şekilde ödüyor.
Soru şu: Yarının kusursuz yapay zekasını geliştirmenin karşılığı bu travma mı?





