Demirören Medya CIO’su Ufuk Dokuzluoğlu: “145’ten fazla televizyon ve radyoya broadcast hizmeti veriyoruz”

"Sektöründe lider bir grup olarak sahip olduğumuz güçle okuyucu ve izleyicilerimize kesintisiz ve kaliteli hizmet vermek için çalışıyoruz."

Demirören Medya olarak, kendi markalarının yanı sıra Türkiye’deki 145’ten fazla televizyon ve radyoya broadcast hizmeti verdiklerini söyleyen Demirören Medya CIO’su Ufuk Dokuzluoğlu, teknoloji altyapılarında “Multi Cloud Multi Vendor” yaklaşımını benimsediklerini söyledi.

1973 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Ufuk Dokuzluoğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Bölümü’nden mezun oldu. İş hayatına mezun olduğu 1994 yılında Spectrum Ofis Mağazaları Bilgi İşlem ekibinde yazılım uzmanı olarak başladı. “Genç, iyi eğitimli, vizyon sahibi ve destekleyici bir yönetim ekibi ile iş hayatına adım atma şansı buldum. Gerçek bir okul olarak nitelendirdiğim bu deneyim bana kendimi geliştirme fırsatı verdi.” diyerek sözlerine devam eden Dokuzluoğlu, kariyer yolculuğunu kendi sözleriyle şöyle anlattı:

“Görevim, başlangıçta analize dayalı programlar yazmaktı. Geliştirdiğimiz yazılımlarla mali sistemleri entegre edip perakendenin iş ihtiyaçlarının yönetilmesini sağlıyorduk. Kullanılan kasalar Desktop PP üzerinde geliştirdiğimiz yazılımlarla çalışıyordu. O dönemde yaptığımız çalışmalarla Türkiye perakende sektörünün ilk basit CRM yapısını kullanan şirketlerinden olduğumuzu söyleyebilirim. Çünkü dönemin alışkanlıklarının ötesinde bir anlayış benimsemiş, mağazaya giren müşterilerin üye olmadan alışveriş yapamadığı bir sistem geliştirmiştik. Bu sistem kapsamında alışveriş yapacak müşterilerimizin bilgilerini üyelik masasında veritabanına kaydediyor ve önceden belirli numaralarla bastırdığımız kartlara temel bilgilerini dijital daktilo ile yazarak üyelik kartları oluşturuyorduk. Topladığımız verilerle müşterilerimizin alışveriş alışkanlıklarını analiz ediyor, elde ettiğimiz verilerle satış ekiplerimizin, telefonla katalogdan yaptıkları satışları geliştirebilmelerini sağlıyorduk. Böyle baktığımızda bu sistemin çok eskilere dayanan bir CRM deneyimi olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Tüm bunlara ek olarak, en küçüğü bin 500 metrekare olan mağazaların sistem kurulumlarını da yaptığımız Spectrum’da sırasıyla Yazılım Uzmanı, Bilgi İşlem Sorumlusu ve Bilgi İşlem Müdürü pozisyonlarında çalıştım. Daha sonra LC Waikiki Tema Mağazacılık’a Bilgi İşlem Müdür Yardımcısı olarak katıldım. JD Edwards ERP Türkiye ofisinde ERP’nin mutfağını öğrenmek adına Proje Geliştirme Müdürü olarak görev aldım. Daha sonra D&R mağazalarında Yazılım ve Veritabanı Müdürü görevini üstlendim. Burada bir yıllık yoğun çalışmalar sonucunda Türkiye’nin ilk e-ticaret sitelerinden www.dr.com.tr’yi geliştirdik ve yayına açtık. Benim için çok farklı ve önemli bir deneyim oldu. Yaklaşık 18 yıl boyunca CTO olarak görev aldığım D&R’da ekip arkadaşlarımın da katkısıyla 2001 yılında SAP R3 projesini tamamladık ve Inhouse olarak geliştirdiğimiz Mağazacılık Ürün Katalog, Fiyatlandırma, Sipariş Yönetim Sistemleri, Depo Yönetim Sistemleri Programı ile entegre ettik. 

Diğer taraftan, yoğun veri üzerinde çalışan Talep Tahmin projelerini de geliştirme fırsatı buldum. 2015 yılında perakendedeki en büyük SAP S/4 HANA geçiş projesini tamamladım. Bu sayede, o yıllarda entegrasyon ile çalışan yapıyı SAP S/4 Hana teknolojisine taşıyarak altyapıyı tekilleştirdik ve büyük bir dönüşüm yarattık. Perakendedeki yoğun verinin entegrasyon süreçlerinde yarattığı problemleri gidererek mağazalar, depo ve e-ticaret platformu arasında güncel veriye gerçek zamanlı erişebilmenin faydalarını deneyimledik. Finansal süreçler ve yönetimsel karar destek mekanizmalarını dinamik hale getirerek şirketin hızla büyümesinde büyük bir rol üstlendik. 

Bu projenin yanı sıra, D&R depolarına geliştirdiğimiz yazılımlar ile desteklenen akıllı konveyör sistemlerini kurarak hem e-ticarette hem de mağaza sevkiyatlarında teslimat süreçlerini oldukça kısaltarak önemli bir değişime daha katkı sunmuş olduk. 

Deneyimlerle dolu 18 yılın ardından 2017 yılının ikinci yarısında Zorlu Tekstil’e geçtim. Daha sonra o dönem Doğan Holding bünyesindeki D-Smart ve Yaysat şirketlerinde CTO sorumluluğunu üstlendim. 2018 yılında Demirören Grubu’nun yatırım yaptığı medya şirketlerindeki teknoloji ekiplerini ve organizasyonlarını birleştirerek Demirören Medya Teknoloji Grup Başkanlığı’nı kurduk.” 

İlklerle dolu başarılı kariyeri ve teknoloji konusunda üstün yetkinliğiyle Türkiye’nin değerli CIO’ları arasında yer alan Ufuk Dokuzluoğlu ile medya sektöründe teknolojiyi konuştuk…

Teknoloji operasyonunuzu biraz anlatır mısınız?

Bu soruya öncelikle Demirören Medya Grubu’nu tanıtarak yanıt vermek istiyorum. Demirören Medya, bünyesinde bulunan şirketleri ve markaları ile Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın 4’üncü büyük medya kuruluşu olarak konumlanıyor. Global bağımsız kuruluşlarca raporlanan verilere göre, Demirören Medya Grubu bünyesindeki dijital platformlar Türkiye’nin en çok internet trafiği alan yerli markalar grubudur. Türkiye’nin en çok izlenen kanallarını bünyesinde barındıran Demirören Medya ayrıca Broadcast TV teknolojileri birimi sayesinde, kendi markaları haricinde Türkiye’deki 145’ten fazla televizyon ve radyo kanalına Broadcast altyapı hizmeti de veriyor. Basılı yayın yapan gazetelerimiz, ülkemizin en çok okunan ve takip edilen basılı yayınları olarak dikkat çekiyor. Çok büyük bir içerik üreticisi olan Demirören Medya, özellikle televizyonlarda yayınlanan dizi, belgesel, haber ve yarışma programlarımızı ihraç ediyor. Bu özelliği ile Güney Amerika, Batı Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinden oldukça yoğun izleyici kitlesi bulunuyor. 

Böyle büyük bir ekosistemi elbette güçlü bir ekip ve en ileri teknolojiler ile işletmek zorundayız. Bu vizyonla oluşturduğumuz Demirören Medya Teknoloji Grup Başkanlığı; Sistem Geliştirme, Yazılım Geliştirme, Reklam Teknolojileri, Kurumsal Uygulamalar, Sistem Operasyon ve Destek, Bilgi Güvenliği ve Risk Yönetimi, Broadcast Transmisyon ve Headend, TV Yayın Teknik Operasyon gibi teknoloji birimleri altında görev alan yaklaşık 300 kişilik yazılım, sistem, network mühendisleri ve destek ekiplerinden oluşuyor.

Tüm çalışmalarımızı ana sermayemiz olan verinin gücüyle şekillendiriyoruz. Ürettiğimiz içeriklerden oluşan veriyi geliştirmek, korumak ve izleyicilerimize en iyi kalitede, en yüksek hızla buluşturmak en önemli motivasyonumuz. 

Tüm platformlarımızı kendimiz geliştiriyor, sistemlerimizi kendimiz kurup yönetiyoruz. Bu yetkinliğimizin arkasında, tecrübeli insan kaynağımızı teknoloji üreten ve geliştiren genç arkadaşlarımızla bütünleştirerek çevik, araştırıcı, sorgulayıcı, yenilikçi ve dinamik ruha sahip bir ekip oluşturmamız yatıyor. Elbette konusunda uzman, ulusal ve global iş ortaklarımız da gücümüze güç katıyor. 

Sektöründe lider bir grup olarak sahip olduğumuz tüm bu güçle okuyucu ve izleyicilerimize kesintisiz ve yüksek kalitede hizmet vermek için çalışmaya devam ediyoruz.

Global rakiplere baktığınızda, gelişen teknolojilerin kullanımında ne konumdayız?

Ülkemiz aslında çok önemli ve stratejik bir konumda. Bizim insanımız köklerinden gelen çalışkanlığı, üretime evrimleştirerek önemli işlere imza atıyor. Bunun kanıtlarından birinin özellikle son dönemde yazılım ve sistem mühendislerimizin Avrupa ülkeleri tarafından tercih edilmesi olduğunu söyleyebiliriz. Mühendislik kalitemiz ve üretkenliğimizin uluslararası arena ile kıyaslandığında çok daha yukarılarda olduğunu gözlemliyorum. Bu ülkemiz adına gurur verici bir durum olsa da daha fazla yetkin mühendis yetiştirmemiz gerekiyor. Dünya piyasasında daha da söz sahibi olmamız gerektiğini düşünüyor ve bunun gerçekleşeceğine de sonuna kadar inanıyorum.

Diğer taraftan, yeni teknolojilerin gelişimini izliyor ve yakından takip ediyoruz. Özellikle yurt dışında üretilen teknolojilerin ülkemize adaptasyonunda oldukça ileride seviyedeyiz. Fakat ne yazık ki ihtiyacımız olan bazı önemli teknolojilerin kullanımında karşımıza regülasyona dayalı bariyerler çıkıyor. Bizleri maliyetlendirme, süreklilik ve iş gelişiminde hızlandıracak ve şirketlerimizin uluslararası pazarlarda rekabetçi duruma getirecek bu tür teknolojilerin kullanımındaki bariyerlerin yakında daha pozitif yönde iyileşeceğini düşünüyorum.

Bunun yanında, ülkemizin mühendisleri tarafından geliştirilen, uluslararası markalar ile rekabet edebilecek yerli teknoloji ürünlerini daha çok göreceğimizi ve kullanacağımızı gözlemliyorum. Aslında buna mecburuz çünkü bu ülkenin çalışkan ve üretken mühendis kitlesi ile üretilecek yerli teknolojilerin çoğalması kesinlikle bir gereklilik. 

Teknoloji, farklı sektörlerin iş yapış şekillerini değiştirirken medya sektörünün kendisini büsbütün dönüştürdü. Üretim şekli kadar ürünün kendisi de değişti. Demirören Medya bu konvansiyonelden dijitale geçişi nasıl hayata geçirdi?

2010 yılından sonra yaşanan hızlı teknoloji gelişimi medya sektörünün de dinamiklerini değiştirdi. Telekomünikasyon altyapılarının ciddi yatırımlarla ve teknolojik gelişimleriyle son kullanıcı internet erişiminlerinin çok daha hızlanması, içerik üreticilerinin daha yüksek kalitelerde ve çeşitlilikte içerik sağlamasını, son kullanıcıların bu içeriklere daha rahat erişimini getirdi. Bunlarla birlikte, kullanıcı verilerinin işlenmesini sağlayan (Big Data, Hadoop vb.) teknolojilerinin gelişimi sayesinde kullanıcı davranışlarının analiz edilerek kullanıcıya özel içerik ve reklam sunumuna başlandı. Bu gelişmeler, yoğun içerik üreticisi olarak medya sektöründe yeni pazarlar ve ciddi rekabet koşulları getirdi.

Demirören Medya olarak, bu dönüşümde lider rolü üstlendik. Gelişmelere uyumlanmaya, pazarın gereksinimlerine uygun teknolojik çözümleri iş akışımıza dahil ettik ve pazar lideri rolümüzü sürdürdük. Özellikle basılı medyada trend dijitale yönelse de konvansiyonel yapıda da hala oldukça ciddi kitleler bulunuyor. Bu kitleler hem geleneksel hem de teknoloji ile gelen yenilikleri bir arada deneyimliyor. Bu çok yönlü deneyimi lider konumumuzu koruyarak en iyi haliyle hedef kitlemize sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 

Medya grubumuz, şirketlerimiz ve markalarımız çok büyük basılı yayın ve görsel yayın arşiv stoğuna sahip. Zamanında basılı olan tüm arşivlerimizi dijitalleştirdik ve veritabanlarımıza kaydettik. Dijitalleşen arşivlerimizin yurt içi ve yurt dışı pazarlarda kullanılabilmesi için dijital platformlarımızı devre aldık. 

Ayrıca Türkiye’deki en büyük PayTV platformlarından biri olan D-Smart televizyon ve eğlence sisteminin dijitalleşmesi için geliştirdiğimiz D-SmartGO uygulamamız ile Türkiye’deki OTT dünyasının en güçlü markalarından biri olduk. Artık abonelerimiz istedikleri yerden mobil telefon veya tabletlerinden canlı TV yayınlarını, film ve dizi paketlerini en yüksek kalitede kesintisiz izleyebiliyor. Ayrıca smart TV özellikli televizyonlara ait uygulama mağazalarında bulunan D-SmartGO smart tv uygulamamız ile set-top box’lara ihtiyaç olmadan internet üzerinden en yüksek kalitede servis edilen yayınlarımızı izlenebiliyor.

Yerli ve yabancı rekabetin oldukça yoğun olduğu sektörümüzde hem yönetim kurulumuzun destekleri hem de deneyimli, yeniliklerden korkmayan çevik ekibimizin katkıları ile emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz. Bu yolculukta en önemli yatırım noktasının teknoloji olduğunu biliyor, bu alandaki yatırımlarımızı da hız kesmeden sürdürüyoruz. Bu gelişim yolculuğu hiç bitmeyecek, devamlı gelişecek, devamlı üreteceğiz.

Web sitelerinde ve TV yayınlarında iş sürekliliği çok önemli. Gördüğümüz kadarıyla birçok kurumda sıkıntılar yaşanmasına rağmen web sitelerinde herhangi bir anlık kesinti bile olmadı. Bu çerçevede nasıl bir yol izlediniz? Bulut teknolojileri destekli bir altyapınız mı var?

Medya sektörü çok hassas ve zor bir sektör. Teknolojiyi çok iyi kullanmak, okuyucu ve izleyici kitlenize en yüksek kalitede, kesintisiz yayın yapmak zorundasınız. Her bireyin haber ve bilgi alma özgürlüğü var. Biz buna aracı oluyoruz, bu da omuzlarımıza büyük bir sorumluluk yüklüyor. İşte bu yüzden planlarımızı doğru ve zamanında gerçekleştirmemiz gerekiyor. Hangi ileri teknolojiyi kullanırsanız kullanın, sonuçta teknolojiyi işleten, yöneten ve geliştiren insanın kendisi. Çok şanslıyım ki oldukça deneyimli ve tecrübeli bir ekiple çalışıyorum. Herkes işinin bilincinde, sorumluluklarının farkında. Her kademede sorumluluklarının bilincinde bir ekiple en önemlisi de bir aile ortamında çalışıyoruz. Farklı yetkinliklere ve sorumluluklara sahip böylesi kalabalık bir kitleyi bir arada, aynı fikir ve vizyonda tutmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu sağlayabilmek için elbette çok çalışıyor, yıl içinde düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle ekibimizin gelişimini destekliyoruz. 

Tüm bunların sonucunda dijital platformlarımızın ve televizyon kanallarımızın yayınlarında yüksek kaliteyi sürdürebiliyor, yüzde 100’e yakın yayın sürekliliği sağlıyoruz. Yayın sürekliliğini sağlama konusunda insan gücümüze yaptığımız yatırım kadar teknolojik yatırımlara da çok önem veriyoruz. Bu kapsamda 2019 yılından bu yana kendi veri merkezlerimiz haricinde çoklu bulut sistemlerini de kullanıyoruz. Yerli ve global olmak üzere hemen hemen tüm bulut hizmet sağlayıcılarında barınan yaklaşık 3000 adet fiziksel ve sanal sunucular üzerinde projelerimizi işletiyoruz. Kendi geliştirdiğimiz özellikle dijital platformlarımız olmak üzere tüm uygulamalarımızı microservice mimarisine dönüştürüyoruz. Şu ana kadar dijital mecralarımızın %65’ini microservice mimarisine dönüştürdük. 2024’ün ilk yarısına kadar bu dönüşümü %100’e ulaştırmayı hedefliyoruz. Tedarikçi ve platform bağımsız compute havuzları oluşturduğumuz bulut yatırımlarımızı daha da artırarak sunucu sayılarımızı azaltacağız. Medyanın doğası gereği değişken kullanıcı trafiğini karşılamak için sunucularımızı scale ederek daha az kaynak ve en optimum işletme maliyetleri ile teknolojimizi güncellemeye ve geliştirmeye devam edeceğiz. 

Projelerimizin ihtiyacı ve durumuna göre değerlendirme yaptığımız esnek bir çalışma modelini benimsemiş durumdayız. Mottomuz olan “Multi Cloud Multi Vendor” yaklaşımını tamamen sindirdik. Bu yaklaşım bize her tedarikçinin teknoloji çözümlerini yakından takip etme ve deneyimleme imkanını sunuyor. Projeye göre en uygun teknolojiyi en iyi bütçe ile yönetmeye odaklanıyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi Demirören Medya kendi markalarının yanı sıra, Türkiye’deki 145’ten fazla televizyon ve radyoya broadcast hizmeti veriyor. Olumsuz hava muhalefetlerini bile takip eden ekiplerimiz var. Bu arkadaşlarımızın değerlendirmeleri sonucu yayın sürekliliği ve kalitesinden ödün vermemek adına olumsuzluğun yaşanmasından hemen önce Ankara’daki altyapımızı devreye alıyoruz. Bu geçişi tamamen kesintisiz olarak, izleyici ve dinleyicilerimize kaliteden ve hizmetten ödün vermeden gerçekleştirebiliyoruz. Bu alanda yeni yatırım planlarımızı da yaptık. Bu planlarımızı faz faz devreye alacak, markalarımıza ait projelerimiz için yaygınlaştıracak ve teknoloji altyapımızı coğrafi süreklilik adına geliştirmeye devam edeceğiz.

Hem dijital medya hem de televizyon yayıncılığında devamlılık kritik bir öneme sahip. Türkiye’nin en büyük medya operasyonunda sürdürülebilirlik adına ne gibi tedbirler alınıyor? Bu bağlamda siber güvenlik adına yaptığınız yatırımları dinleyebilir miyiz?

Siber güvenlik konusu her sektörde önemini artırmayı sürdürüyor. Öyle ki artık kurumlar yıllık teknoloji bütçelerinin en az yüzde 18-20’sini bilgi güvenliği teknolojilerine ayırıyor. Biz de kurumlarımızdaki teknolojileri ve verileri en iyi şartlarda korumak ve olası saldırılara karşı savunmamızı güçlendirmekle yükümlüyüz. Görevimiz saldırıyı yapanların işini olabildiğince zorlaştırmak ve engel olmak. 

Kabul etmek zorundayız ki bilgi güvenliği için ne kadar yatırım yaparsanız yapın yüzde 100 güvenlik diye bir garanti yok. Bu gerçek ekibim tarafından çok iyi biliniyor, bu da bizi dinamikleştiriyor ve diri kalmamızı sağlıyor. Bu sebeple, güvenlik teknolojilerini yakından takip ediyor ve en iyi, en güvenli ve en verimli çözümleri grubumuza kazandırmaya gayret ediyoruz. 

Türkiye’de sıfır güven mimarisini inşa eden öncü firmalardanız. Aynı zamanda ISO27001 gibi güvenlik dünyasında kabul görmüş, referans alınan sertifikasyon sürecini yıllardır başarıyla sürdürüyoruz. Kritik altyapı işleten 2 grup şirketimiz yıllardır bu sertifikayı kesintisiz olarak almaya hak kazanırken aynı zamanda süreç uyarlamalarını tüm şirketlerimize koşulsuz uyguluyoruz. Bunun yanında günümüzde oldukça popüler olan yapay zekanın nimetlerinden faydalanarak, minimum insan müdahalesi ile son kullanıcı güvenliğini otomasyona bağlayarak, ekiplerimizin diğer işlerine daha fazla odaklanmasına olanak verecek projelerimizi çoğu şirketlerimiz için tamamladık. Bu güvenlik yapılarını grubumuz geneline yaygınlaştırma çalışmalarımızı da yıl sonuna kadar tamamlamayı hedefliyoruz.

Özetle, gelişmeye devam eden tüm güvenlik teknolojilerini yakından takip ediyor ve en hızlı şekilde sistemlerimizi güvenlik altına almaya çalışıyoruz.

Yeni nesil yapay zeka teknolojiler gazeteciliği dönüştürüyor. Bu teknolojileri editoryal kısımlarda özellikle deneyimliyor musunuz?

Bu teknolojileri sıkı şekilde takip etmekle kalmıyor, danışmanlık da alıyoruz. İçeride kurduğumuz ayrı bir birim ile yeni nesil yapay zeka teknolojilerini inceliyoruz. Bu ekibin çalışmaları, iş birimleri ve teknoloji biriminde çalışan deneyimli kişilerce oluşan bir komite tarafından inceleniyor ve değerlendiriliyor. Editoryal alanda destekleyici olmak adına yeni nesil yapay zeka teknolojilerinden istifade etmeyi düşünüyoruz. Bu konuda kurulan komiteler ile simülasyonlar yapıyor ve çıktıları inceliyoruz. Henüz tam anlamıyla aktif hale gelmeyen bu alanda test ve geliştirmelerimiz devam ediyor. Yakın bir gelecekte, birçok ürünümüzde bu teknoloji devreye almak ve yeni nesil medya yayıncılığına katkıda bulunmak istiyoruz.

Operasyonel olarak baktığımızda yoğun bir veri ile boğuşuyorsunuz. Web siteleri ciddi trafik alıyor ve veri üretiyor. Bu verinin iş sonuçlarına dönüştürülmesi noktasında neler yapıyorsunuz?

Veri, günümüzün altını niteliğinde. Ziyaretçilerimizin ilgi alanlarını anlamak ve onlara daha fazla etkileşime girebilecekleri içerikleri önermek temel misyonumuz diyebilirim. İçerik-içerik, içerik-ziyaretçi arasındaki etkileşimleri takip ediyoruz. Ayrıca benzer içerikleri okuyan ziyaretçilerimizin de kendi içinde gruplayarak etkileşimi artıracak öneri mekanizmalarımızı kurguluyoruz. İşin ticari boyutunda ise davranış bazlı segmentlerimizi bu veriler ışığında oluşturuyoruz ve doğru reklamları doğru kişilere göstererek dönüşüm oranlarını artırmayı hedefliyoruz.

Akıllı televizyon ve akıllı telefonlar ile dönüşen medya tüketim alışkanlıklarına yanıt vermek adına, Demirören Medya’nın yatırımları ve gelecek planlarınız neler?

Akıllı telefonlar artık ana mecra diyebiliriz, web masaüstü odaklı yaklaşım akıllı telefonların gelişimi ve internet hızı ile yerini “mobile first” yaklaşıma bıraktı. Bu sebeple medya dikeylerimizin mobil uygulamalarını ayrı olarak geliştiriyoruz. Bu kapsamda geçen yıl başlattığımız dönüşümü bu yıl tamamlayacak ve tüm mobil uygulamalarımızı kullanıcı deneyimi ve teknoloji açısından yenileyeceğiz. 

Akıllı televizyonlar ise yine odaklandığımız diğer önemli bir konu. Çok yakında video bazlı içerik üreten iki önemli mecramızın akıllı TV uygulamalarının yayına gireceği müjdesini verebilirim. Bu alanda geliştirmelere devam edeceğiz. 

2023 ve ötesinde medyayı dönüştürecek şeyler neler olacak? Demirören Medya’nın teknoloji birimi olarak siz bu konuda neler yapıyorsunuz?

Medya teknolojileri elbette önemli ancak içeriğin kendisi de çok değerli. Okuyucularına hem kaliteli hem de hızlı içerik sunan mecralar sadık okuyucu kitlesine sahip olabilir. Bu bilinçle web ve mobil uygulamalarımızın yanı sıra, veriye dayalı ziyaretçi davranış analizlerini de yapıyoruz. 2023 ve sonrasında medyayı dönüştürecek birçok faktör var ancak bazı olası gelişmelerin öne çıkacağını düşünüyorum. Yapay zeka algoritmaları daha da geliştirilecek ve medya şirketleri tarafından kullanılacak. Bu algoritmalar okuyucu davranışlarını analiz ederek içerik önerileri sunabilecek, dil çevirisi yapabilecek ve hatta haberleri otomatik olarak yazabilecek.

Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik teknolojileri, izleyicilerin olayları daha doğrudan ve etkileşimli bir şekilde deneyimlemelerine olanak tanıyabilir. Bu teknolojiyi özellikle spor ve eğlence medyasında kullanabiliriz. Örneğin, televizyon izleyicileri artırılmış gerçeklik uygulamalarını kullanarak futbol maçlarındaki gol pozisyonlarını yeniden yaşayabilirler. Blockchain teknolojisi, medya sektöründeki güvenlik ve şeffaflık sorunlarına çözüm olabilir. Gelecekte gazeteciler kaynaklarını doğrulamak ve haberlerini manipüle edilmemiş olduğunu kanıtlamak için blockchain teknolojisini kullanabilecekler.

Mobil cihazlar medya araçlarında önemli bir yer tutuyor. Bu eğilimin çok hızlı şekilde gelişmeye devam edeceğini görüyoruz. Bu nedenle medya şirketleri, mobil cihazlara uyumlu içerik üretmek ve dağıtmak için daha fazla yatırım yaparak öncü olmaya çalışacaklar. Veri analizi medya şirketlerine izleyici davranışlarını daha iyi anlama ve içerik stratejilerini buna göre şekillendirme fırsatı sunarken aynı zamanda daha kişiselleştirilmiş ve etkili içerik üretmelerine de yardımcı olabilecek. 

Biz teknoloji birimi olarak, medyanın dönüşümüne katkıda bulunmak için farklı teknolojileri araştırıyoruz ve geliştiriyoruz. Yapay zeka, veri analizi ve blockchain teknolojisi gibi gelişmekte olan teknolojilere odaklanıyoruz. Medya şirketlerinin okuyucu ve izleyici deneyimini iyileştirmek ve daha etkili içerik üretmek için bu teknolojilere yatırım yapıyoruz.

Kendi dilinden Ufuk Dokuzluoğlu…

– Hobileriniz var mı?

Lise ve üniversite yıllarımda amatörce uzak doğu sporları ile uğraştım. İş hayatına geçiş sonrası çok zaman ayıramadım ve devam ettiremedim. Bireysel yapılan sporlar yerine ekip olarak yapılan sporları yapmayı çok seviyorum. Sporda tatlı rekabetin yaşandığı ve eğlenebileceğimiz arkadaşlarımla futbol, basketbol ve voleybol oynamaktan büyük keyif alıyorum. Beşiktaş Kongre Üyesiyim. Çocukluğumdan beri mümkün oldukça Beşiktaş’ın bütün maçlarını stadyumda belirli bir arkadaş grubumla birlikte seyrederim. Bu aktivite beni rahatlatıyor ve stresten uzaklaştırıyor.

– Severek kullandığınız kişisel teknolojik cihazlarınız neler?

Hem mesleğim gereği hem de ilgi alanımın bir parçası olan notebook’um, tabletim ve kısa süre önce kullanmaya başladığım katlanabilir telefonum.

– Ne tür filmlerden hoşlanırsınız?

En çok gerçek hayattan uyarlanmış filmleri izlemeyi seviyorum. Bununla birlikte, uzak ve yakın tarihe ışık tutacak gerçekçi yapımlar, özellikle ailemle birlikte izlerken büyük keyif aldığım, içinde sorgulama imkanı sunan polisiye filmleri ve belgeseller. 

– Yapmayı bilmediğiniz bir şeyi öğrenecek olsanız bu ne olurdu?

Aslında bir müzik enstrümanı çalmayı çok isterdim. Rahmetli babam bu konuda küçükken ağabeyimle beni çok yönlendirmeye çalıştı, destek oldu ama biz bunun değerini bilemedik. Dersler aldırırdı, ancak o yaşlarda derslere çok da katılmazdık… Bu konuda pişmanlıklarım olduğunu söyleyebilirim. Örneğin ney üflemeyi çok isterdim. Belirli süre denemiş olsam da maalesef başarılı olamadım. Çok iyi bir diyafram yönetimi ve nefes tekniği gerektiren bir enstrüman olduğunu düşünüyorum. Ancak zaman ayırıp mutlaka bir müzik aleti çalmayı tekrar deneyeceğim, bu hayalimden vazgeçmedim. Şimdi kızım ve oğluma bu yönde destek olmaya çalışıyorum. Onlar da kendi tercihleri doğrultusunda piyano ve keman üzerine dersler alıyorlar. Çaldıkları müzikleri dinlerken hem çok gurur duyuyorum hem de çok mutlu oluyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu